Category Archives: Sağlık

Fotogunluk #59 – Horn Head

Posted on

d8e_9090-8-blog

Gunler iyiden iyi uzamaya basladi. Firtina uyarilarina kulak asmayip attik kendimizi disari. Planda uzun bir yuruyus vardi ancak firtina Ewan kimseyle yuz goz olmak istemiyor, olanca kuvvetiyle bizi arabaya geri dondurmeye calisiyordu.
Firtina bulutu gecene kadar -1.5 saat civarinda- arabada uyukladiktan sonra iki bulut arasi geciste hemen falezin ucuna geldik. O en uca gitmedikce nedense icimde bir tamamlanmamislik hissi uyaniyor, illa o ayaklar sallanacak asagi.

dsc_3484-3-blog

Kayaliklarda martilari, denize dalis yapan gannet’leri izleyip siradaki yagmur bulutuna yakalanmadan arabaya donduk..

d8e_9118-18-blog

Fotogünlük #32 – Dunlewy Lough

Posted on
Dunlewy Lough

Dunlewy Lough – Fotoğrafı büyütmek için tıklayınız – Click to enlarge

32. Fotogünlük, bir kıyı yürüyüşünün dönüş yolunda karşılaştığımız manzaranın panoramik fotoğrafı.
Errigal Dağı‘nın hemen eteğinde yer alan bu göl ve çevresi mükemmel görünüyordu, panorama ile elimden geldiği kadar fotoğrafa aktarmaya çalıştım ancak gözümle gördüğüm o renkleri tam anlamıyla aktarmak ne yazık ki mümkün olmadı. Fotoğrafın çekildiği yeri aşağıda görebilirsiniz, bir kaç defa zoom out yaparsanız Dunlewy Gölü’nü ve Errigal Dağı’nı da görebilirsiniz.

Fotogünlük #30 – McSwyne’s Gun Loop

Posted on

PhotoGrid_1379800067650

Dunfanaghy’de bulunan yürüyüş yolunun kısa bir özeti..

21.09.2013

Tutulma, Irish Eczaneler ve Kasların Gevşemesi Üzerine

Geçenlerde,  Dublin’den Letterkenny’e dönerken otobüsün koltuğunda sekiz olmuş uyurken olsa gerek diye düşünüyorum kötü bir şekilde belim tutuldu. Sabah bir uyandım felç olmuş gibiyim, yüzümü yıkarken gözlerimden yaşlar geliyor. Bacağımı oynatamıyorum, boynumu, kolumu bile oynatırken belimin ağrısı beynime vuruyor.

Hemen sardım belimi, sıcak tutayım vs. diye, yanımızda getirdiğimiz iki torba ilaç arasında kas gevşetici krem bakındım, Rheumon’dur, Bengay’dır, Muscoril’dir, Fastgel’dir deştim torbayı. Yakı koydum. O gün bana mısın demedi. Ertesi gün aynıyım, diğer gün daha bir ağrılı sanki.. İzmir’den doktor tavsiyeleri ile bu sefer kas gevşetici hapla beraber ağrı kesici içtim. 

Ama nedense kas gevşetici haptan çok fazla almamışız yanımıza, burada bir eczaneye sorayım dedim. Torbadan eksilince bir panik havası sardı dört bir yanımı. Sanki ertesi gün yine tutulacakmışım gibi bir korku. Ya Özgün’e de bir şey olursa, ilaç kalmıyor..?! Hangi akla hizmet almamış ki yanımıza? Seyahatlerde falan gayet can kurtaran olabiliyor zira.

Neyse aldım Miyorel’in, Muscoril’in etken maddelerini gittim eczaneye. Baktılar, baktılar ‘Yok hiç tanıdık gelmiyor’ dediler. Etken madde adı değişebiliyor muydu ki ülkeden ülkeye, acaba bunların dışında kas gevşetici etken madde mi vardı? Ben bu kadar maddeyi nereden öğrendim?

Dostum sana çılgınca bir antibiyotik sormadım, basit bir kas gevşetici neresini tanıyamadın yahu? Neyse ver kâğıdımı, başka eczaneye gidiyorum ben.

Pardon ya ben şu etken maddeli ilaçlara bakıyorum da, şu bükülmüş hâlimden anlayacağınız üzere belim tutuldu benim, hadi bir yardımcı oluverin.

Baktılaar, baktılaar, bir daha baktılar, bana baktılar, kâğıda baktılar, birbirlerine baktılar, ilaçlara baktılar, sonunda daha başka bir eczacı amcaya verip bir de bilgisayardan baktılar. Sonra bu amca geldi: ‘Bu ilaçlardan bizde yok’ dedi.

Açık konuş dostum dedim. Sizde yok ama başka eczanede olabilir mi? 

Hayır olamaz, dedi.

Nerede olur peki? dedim

Burada bulamazsın, dedi.

Burası neresi, Letterkenny mi?  Doktor mu yazıyor, hastaneden mi alınıyor, ne demeye çalışıyorsun be adam? dedim.

Doktor da yazmaz, dedi.

Arkadaş şu cümleleri bir kere de toptan söylesen de dilimiz de tutulmasa bari dedim.

İrlanda’da bu etken maddeli ilaçlar olmaz, dedi.

Vicodin sordum sanki!! Tamam dedim, bakın büyük resme bakalım hep beraber, geniş düşünelim. Belim tutuldu bu etken maddeli olmasa da başka bir kas gevşetici de mi yok? 

Yok, dedi. İlaç pazarında yok, dedi.

(bkz: hiç mi yok)

O zaman yüksek müsaadenizle soruyorum, beliniz yada boynunuz tutulunca ne yapıyorsunuz çok affedersiniz, sporcular falan hani? Hiç mi tutulmuyor yahu boynunuz?

Ağrı kesici önerebilirim, dedi.

Ağrı kesici güzel de tek başına çözüm değil. 

Yakı var, dedi. 

Aldım teşekkür ederim, yeteri kadar yakmadı sanırım. Doktora gitsem ne olacak peki?, dedim.

Diazepam bilin mi? dedi.

Evet canım, dedim.

3 gün onu verirler genelde, dedi.

Afferim çok iyi düşünmüşler gerçekten, dedim.

Akupunktur?

Sen bana en iyisi bir pastil ver anlaşalım, bir yere oturup geçmesini beklerim ben diyerek çıktım eczaneden. 

medicines.ie içinde de yoktu bu ilaçlar. Anladım vermiyorsunuz ilaç, organlarımızı eğitmeli, hasta olmamalıyız, bunlar bize ceza olmalı, kimyasal içmemeliyiz, pazara sokmamak da ilginçmiş ayrıca, tamam kendim gevşetirim kasımı teşekkür ederim.

Elimizdeki ilaçları iki gün kullanıp, egzersizlerle destekleyince belimi doğrulttum nihayet, sonra sarıldım telefona.

– Anneeeee!! Bize koli gönderseneee, içine de kas gevşeticiyle sarımsak döveci  koy lütfen!

İlgili olarak (bkz: yurtdışına koli gönderimi)

Ekşi El Bombası – Bramley Elması

Posted on

İrlanda’dan merhaba.
12 Şubat 2013 tarihi itibariyle İrlanda’nın Donegal eyaletine yerleştik. Yeni bir ülkeye taşınmanın zorluklarını şirketin yöneticisi John’un katkılarıyla oldukça kolay atlattığımızı söyleyebilirim. Bunun yanında halen daha yapmamız gereken çok şey var. Onlara başka bir yazıda ben ya da Asena değineceğiz, o yüzden uzatmıyorum.

Marketlerin meyve reyonları her zaman için ilgiyle gezdiğim yerler olmuştur, bir de bunun ilk defa gelinen bir ülkedeki reyon olduğu göz önünde bulundurulursa en az yarım saatimi meyve reyonunda harcadım diyebilirim. Öncelikle dikkatinizi ihracatın etkisi çekiyor. Şu mevsimde çilek, karpuz, erik, liraz, üzüm, blueberry, passion fruit falan her türlü meyveyi bulmak mümkün. Benim asıl ilgimi çeken ise elmaların bulunduğu kısım oldu. Sanırım buna bu kadar farklı çeşit elmayı bir arada ilk defa görmemin etkisi büyük.
bu noktada benim elma ile olan ilişkimden bahsetmek isterim. Aslında elma seven biriyim ancak nedense diğer meyvelerle birlikte sunulduğu zaman elim en son elmaya gider. Diğer yandan da katı meyve sıkacağı ile sıkılan Amasya elmalarının tadını hiçbir şeye değişmem mesela.
Neyse, reyonda eciş bücüş bir elma gördüm. Yeşil renkli kabuğunda hafif kahverengi lekeler vardı ancak şekil açısından biraz anormallikler taşıyordu, hiçbiri mükemmel bir elma şeklinde değildi, bir tarafları yamuktu 🙂
Bu durum ilgimi çekti ve 2 tane  attım torbaya..

Ekşiyi ne kadar sevdiğimi daha önce belirttim mi hatırlamıyorum ancak bahçemizde bulunan bir erik ağacı var. Tanıdığım herkes bu erikten 1-2 tane yedikten sonra diş kamaşması sebebiyle perte çıkıyorken ben önüme bir leğen alıp tuzlaya tuzlaya bitiririm, sonra bi 4-5 saat ağzıma bir şey sokamam tabi 🙂
Eve geldik, eşya yerleştirme telaşı ve yorgunlukla o elmaları yemeyi unuttum, taa ki 1 saat önceye kadar. Kendisi buralarda Bramley Apple olarak biliniyor. Kalın kabuklu, sert etli bir elma. Kesildikten birkaç dakika sonra sararmaya başlıyor. Bu özellikleri bir yana, elma o kadar ekşi ki bir an ne yediğimi şaşırdım.  Tam bana göre 🙂 Aslına bakarsanız bu elma ekşiliğinden ötürü tart, turta gibi meyveli hamur işlerinde pişirilerek tüketilen bir türmüş. Pişirme esnasında ekşiliği, ısının meyve dokusuna çok zarar vermesini önleyip aromasını korumasını sağlıyormuş.


Az önce baktım dolapta bir Granny Smith var, eskiden iştahla yerdim, şimdi canım istemiyor, yarın markete gidip meyveliği bramley ile dolduracağım sanırım.

İrlanda’dan ilk yazı bir elmaya kısmetmiş..