Category Archives: Aile

Fotogünlük #53 – Hey Hey Vicky!

Posted on

Oslo – Norveç’de yer alan müzelerden biri de Viking Gemi Müzesi. Müzeden içeri adımınızı attığınız anda sizi bu güzellik karşılıyor. Bak bak bitmiyor, insanın ağzı açık kalıyor. İlk bakışta ihtişamı ile göz dolduruyor ancak gittiği mesafeleri göz önünde bulundurunca (İstanbul’a da Amerika kıtasına da gitmiş) hiç de o yolların üstesinden gelecek gibi görünmüyor.

Kendisi ile ilgili bilgiyi şu linkten edinebilirsiniz.

Bir Tatlı Huzur Almaya Geldik..

Hayatımızın en hafif yolculuğunu yaparak üstümüzde tek bir kıyafet ve boş valizle Türkiye’ye gittik. Dönüş böyle olmayacaktı şüphesiz fekat güzelmiş böylesi. Aer Lingus’la doğrudan İzmir’e inmek de ayrıca bir rahatlıktı. Hani belki buraya ziyarete gelecek olanlar olur bildireyim istedim 🙂

Başta iki hafta yeterli gibi görünmüştü gözümüze ama nasıl geçtiğini anlayamadık; bayrama da denk gelmesi sebebiyle çılgınca bir koşuşturma içinde oradan oraya savrulduk.
Her ne kadar İrlanda’dan daha sıcak bir havaya gideceğimizi bilip ona göre giyinsek de İzmir’e indiğimizde üzerimize fön makinesi tutuluyormuş hissine kapıldık. Palto ve sweatshirtten sonra Özgün tişört içindeki atleti de çıkararak özgürlüğünü ilân etti. Karın boşluğuma viks sürülmüşçesine bir hisle eve doğru yola koyulduk ardından.

İlk şaşkınlığı trafikte yaşadım. Araba dönüp sağ şeride girince ensemden ağrı bir şeyler geçti. Şaşkınlığım ise aracın sağ şeride geçmesi değil bulunduğum yerin trafiğine ne kadar alışmış olduğumdu. Bir anlık da olsa garipseyeceğimi düşünmüyordum. Garip olan hâlâ İrlanda trafiği olmalıydı sanki. İnsan bu kadar çabuk alışır mı yahu?! Derken pantolon ve uzun kollu kıyafetlerle gezen eşin dostun şort tişört gezen bize bakıp şaşırması daha da tuhaf oldu.
– E sıcak gayet burası!  Hayır İrlandalı falan olmadık, ne âlâkası var ya!!

Her türlü gariplik, bizi bekleyen enfes sofra ile son buldu. Saat gece yarısına yaklaşmış olsa da kupa kupa içtiğimiz demleme çay eşliğinde neler neler yedik. Evet her şey böyle ikilemeler, pekiştirmeler ile doluydu o an bizim için 🙂 Buram buram, efil efil, ılgıt ılgıt! Yaşasın Anadolu Rock! 🙂 Daha acıkmadan sabah kalkıp yaptığımız kahvaltı ise daha da bir güzel oldu 🙂 Gevrek, pişi, demleme çay, peynirler, zeytinler, ne güzel şeyler bunlar!

Sonraki günler bayram seyran, kurban, misafir çerçevesinde gelişti daha ziyade. Evin nüfusu 10’un altına düşmüyordu bir türlü. Hâliyle yemek, mutfak işi bitmedi hiç. Gerçi yemek kısmından şikâyetimiz yok tabi 🙂 Canımızın çektiği ne varsa herkes yapmaya hazırdı. Aldığımız kilolardan söz etmeyelim bile! Bayramda gitmek iyi bir fikir değildi belki de ama diğer türlü de herkes çalışıyor olacağından kimseyi görememe durumu olacaktı. Kararlar, kararlar…

İki hafta yetmedi işte sonuçta. Sabahtan şu iş, öğlen şu kişi, akşama bu kişi derken çılgın bir ajanda oluşuyor, zip dosyası kıvamında dolanıyorduk. Elimizden gelen en iyi programı ve dağılımı yapmaya çalışsak eksik kaldı sohbetler, görüşmeler. Başka şehirlerden çağıran, gelin görüşelim, gezelim diyen dostlar da oldu sağolsunlar ancak bırak başka şehri İzmir Foça arasını ancak başarabildik. Hatta daha da komiği o kadar yanımda taşıdığım fotoğraf makinemin deklanşörüne basmak bile nasip olmadı neredeyse.

Kilo hakkımızı son gramına dek kullanmak suretiyle etkili bir valiz çalışması ve gece yarısı Dublin’e varıp sabahki otobüsü beklemek üzere ‘havalimanında en güzel nerede uyunur’ araştırmamız dönüşümüzün kayda değer kısımlarını oluşturdu. Saatlerin geri alınacağı güne denk getirmemiz de şahane olmuş hani.

Üzerinden de bayağı geçti böyle bir yazı yazmak için ama nedense dönünce bloga yazı yazmaya varmadı elim bir türlü. Şimdi az da olsa İzmir ziyaretimizden notlar kaydetmiş olalım buraya.

Bana Bir İnternet Sitesi Öğretenin #5 – Ian’s Shoelace Site

Posted on

Bana Bir İnternet Sitesi Öğretenin adlı bu diziye yeni bir internet sitesi ile devam ediyoruz.
Adı Ian’s Shoelace Site yani Ian’ın Ayakkabı Bağcığı Sitesi.

ian

Bu sitede ayakkabı bağcıkları ile ilgili istemediğiniz kadar bilgiye ulaşabilirsiniz. Ayakkabı bağlamak fiiline ayakkabıyı giydikten sonra ayakta kalma süresi boyunca çözülmeyen ancak kullanım sonunda açılabilir bir düğüm ile sabitlemek olarak aşinayız. Aslında ayakkabı bağlamak, bağcıkların deliklerden geçirilmesi ile başlıyor. Bu siteyi bulana dek kullandığım ayakkabıların bağcıkları hali hazırda deliklerine geçirilmiş oldukları için  değiştirme ihtiyacı hissetmemiştim hiç. Ama siteyi inceleyip farklı farklı bağlama tekniğini görünce, aldım kucağıma ayakkabımı uygun olanların hepsini denedim diyebilirim. Öncelikle dikkatinizi çekmek istiyorum, bağcıkları öyle yerlerden geçirmek gerekiyor ki kafanızın karışmaması mümkün değil 🙂 Bu adam bunu nasıl akıl etmiş sorusu uyanıyor bünyede..

Sitenin ayrıntısına girmeden önce bağlamanın yanında bağcıklama fiilini de kullanacağımı ve bu fiilin bağcığın ayakkabının deliklerine geçirilmesi anlamına geldiğini belirtmek istiyorum. Muhtemelen bağcıklama diye bir fiil yok ancak tying ve lacing olarak ikiye ayrılan bu fiilleri kullanmam gerekiyor. Umarım sizi rahatsız etmez.

Sitede hem ayakkabı bağlama hem de bağcıklama ile ilgili farklı teknikler bulacaksınız. Ana sayfada sizi içindekiler bölümü karşılıyor. İlk karşınıza gelen Lacing Shoes bölümü. Bu bölümde yer alan Lacing Methods bölümünde 37 farklı bağcıklama tekniği bulabilirsiniz. Popüler bağcıklama teknikleri hareketli görüntülerle anlatılıyor, ben siteyi keşfettiğimde sadece renkli fotoğraflar vardı, gayet güzel olmuş yani. Bir bağcıklama tekniğinin yanında özellikleri bulunuyor. Ayakkabı bağcığınızın görünüşü, rahatlığı, basınç uygulayıp uygulamadığı, uçlarının normale göre uzun ya da kısa kalıp kalmayacağı, bağlama rahatlığı ile ilgili  çok faydalı bilgiler bunlar.
Solda gördüğünüz resim, sitedeki bağcıklama tekniklerinden biri. Yan taraftaki sayılar da aşamalar. Sitede bunların hareketlileri var tabii 🙂 Bağcıklamayı bitirdikten sonra ayakkabınız sağdaki gibi görünecek.

ian2

 

 

 

 

 

 

 

 

 

37 farklı bağcıklama tekniğinden kendinize uyanı bulduktan sonra bir de bağlama tekniklerine göz atmak isterseniz sizi Tying Shoelaces bölümüne alalım. Bu bölümde de 18 farklı ayakkabı bağlama tekniği bulacaksınız. Göreceksiniz ki bazıları monitör karşısında gözlerinizi bozmaya yol açacak kadar zor. Buradan da kendinize uyanı bulduğunuzda işlem tamam.

Ian’ın(fark ettim de baya “Lan yazmışım gibi olmuş” ehehe) sitesinde ayakkabı bağcıkları ile ilgili birçok bilgi de var, benden bu kadar haydi siteye marş marş. Ian abimize de azmedip bir bağcıktan bu kadar şekil çıkarttığı için teşekkür ederiz.

Fotogünlük #14 – Deniz Minaresi

Posted on

2012 Ağustos’un ilk günleri. Çeşme -Dalyan’daki koylardan birinde karşılaştığımız bu küçük deniz minaresi oldukça ürkek olmasına rağmen bize güzel pozlar verdi. Kendisinin koyu bir Beşiktaşlı olduğunu bu makro fotoğraf ile anladık. Gözleri olduğunu düşündüğümüz 2 uzvunun ucuna dikkatli bakarsanız siyah üzerine beyaz noktalarla kaplı olduğunu göreceksiniz. Gayet cool görünüyor 🙂

Nostaljik Reklamlar #3

Posted on

Yaz geldi, sıcaklar bastırdı. Bazen o kadar sıcak oluyor ki insan adeta susamaktan yoruluyor değil mi? Yoo dostum, unuttuğun bir şey var;

Fanta o kadar güzel ki susamak zevk oluyor.


(büyük boyut için fotoğrafa tıklayınız)

Hehe, Nostaljik Reklamlar Serisi‘ne hoşgeldiniz. Uzun bir ara oldu farkındayım ama bu esnada boş durmadım buna emin olun! Bu yazıda reklamını tanıtacağımız ürün Fanta. Hem de eşsiz Türk Portakalı tadıyla 😀

Reklamımızda abartı yine son raddede kullanılıyor. “bol bol fanta içiniz”, “sık sık fanta ikram ediniz”, “Fantanın her damlasında güneşin bereketi var”.. Meğer Fanta asrın buluşuymuş da bizim haberimiz yokmuş. Reklam maskotunun ağzına aynı anda iki şişe sokmaya çalışması da son noktayı koymuş bence 🙂

Altta görülen reklamı yorumlayacak olursak; maskotumuz balığa çıkmış, av rast gitmiş ve bir deniz kızı yakalamış. Bakmış bu yenmez bari Fanta ikram edeyim demiş.

Maskot da pek yaratıcı bu arada, humm aslında o portakalda biz varız arkadaşlar, reklamın yayınlandığı dergi tarihinin 1968 yılı olduğu düşünülürse, ben ve yaşıtlarım o zamanlar hepimiz portakalda vitamindik 🙂

Hadi sağlıcakla kalın!


(büyük boyut için fotoğrafa tıklayınız)